İnfertilite (kısırlık) bir yıl süresince, çiftin herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamamasına rağmen gebeliğin oluşmadığı durumdur.Genç bir kadının düzenli cinsel ilişkide bulunduğu takdirde gebe kalma şansı her ay için %20-25'dir. Yaş ilerledikçe bu oran düşer.

İnfertilite (kısırlik) nedenleri erkek, kadın veya her ikisindeki problemlere bağlı olabilir. Son yıllarda sebeplerin %50 erkek, %50 kadına bağlı olduğu saptanmıştır.

KADINDA KISIRLIK:
1. Yumurtlama ile ilgili nedenler
2. Tüplerle ilgili nedenler
3. Rahimle ilgili nedenler
4. Daha az görülen diğer nedenler:,
Muayene kısırlık araştırmalarının en önemli bölümüdür. Kadının muayenesi ve ultrasonografik incelemesinin yapılması, smear (rahim ağzından örnek) alınarak patolojik inceleme yapılması gerekir. Ultrasonografik incelemeler vajinal ultrasonografi ile yapılır. Adetin 2. veya 3. günü ilk inceleme yapılır. Rahim ve yumurtalıklar değerlendirilerek yumurtalıkların büyüklükleri ve rahim iç zarı hakkında bilgi edinilir.

Yumurtlama ile ilgili nedenler:
ANOVULASYON (YUMURTLAMANIN OLMAMASI): Bir çok faktör kadinlarda yumurtlama bozukluğuna neden olabilir. Hormonal düzensizlikler, polikistik over sendromu (PKOS), erken menopoz, aşırı egzersiz, düzensiz diyet, stres, sigara ve alkol kullanımı yumurtlamayı etkileyebilir.
POLİKİSTİK OVER SENDROMU (PKOS): Polikistik over sendromu anovulasyon (yumurtlama olmaması) ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kısırlık, tüylenme, sivilceler, adet gecikmeleri ve düzensizliğiyle seyreden bir durumdur. Polikistik kelime olarak "çok sayıda kist" anlamına gelen ve bu durumu tarif etmek için kullanılan bir sözcüktür. Sendrom denmesinin nedeni ise tüylenme, adet düzensizliği ve artmış vücut ağılığı gibi belirtiler topluluğunun (belirtiler topluluğu = sendrom) şeklinde görülebilmesidir. Yumurtlama bozukluğuna bağlı infertilite problemi yaşayan kadınların % 70'inde sorun PKOS'dur. Bu durum şişman hastalarda daha belirgindir. Çocuk isteği olan PKOS hastalarında ilk planda yapılması gereken kilo verilmesidir. %5 civarında bir kilo kaybı genelde yumurtlamanın başlaması için yeterlidir. PKOS hastalarında yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar arasında ilk denenmesi gereken klomifen sitratır. Bu ilaç hekim kontrolü altında kullanılır. Klomifen sitartın başarısız olması durumunda ise iki ana yaklaşım söz konusudur. Bunlardan ilki hormonlar ile yumurtalıkları uyarmak ve daha sonra aşılama (inseminasyon) yapmaktır. Bu tedavi ile % 62'ye varan başarı oranları bildirilmiştir. Bu tedavinin en önemli komplikasyonu yuymurtalıkların aşırı uyarılması ve çoğul gebeliklerdir. Tedavi son derece titiz, yakın takip altında ve konuya hakim hekimlerce yapılmalıdır. İkinci alternatif ise laparoskopik diatermidir (LOD). Burada laparoskopi ile karın boşluğuna girilir, yumurtalıklar koter ya da lazer ile yakılarak üzerlerinde küçük delikler açılır. Tedavinin mekanizması bilinmemekle birlikte düzenli yumurtlamayı sağladığı ve klomifene olan cevabı iyileştirdiği gözlenmiştir. LOD sonrası 12 ay içinde kendiliğinden gebelik oranları % 60-80 arasındadır. LOD'un başarısı infertilite süresi 3 yıldan az olanlarda ve LH düzeyleri 10'dan fazla bulunanlarda daha iyidir. Cerrahi tedavi, özel durumlarda son seçenek olarak uygulanmalıdır.

Tüplerle ilgili nedenler:
TÜPLERİN TIKALI OLMASI: Tüplerde herhangi bir yapışıklık ya da tıkanıklığın olması yumurtanın rahime ulaşmasında sorun oluşturacağından gebeliği engelleyebilir. Tüplerdeki hasar geçirilmiş ameliyatlar, dış gebelik, endometriozis ve geçirilmiş iltihabi hastalıklara bağlı olabilir.
HİDROSALPİNKS: Tüpler rahim ile yumurtalıklar arasındaki geçişi sağlayan yapılardır. Sağ veya sol taraftaki tüplerden bir tanesinin veya iki tanesinin yangı veya yapışıklık sonucu tıkanması sıvı birikmesine neden olabilir. Sıvı birikmesi sonucu tüpler genişler. Bu durum hidrosalpinks yani tüpün sıvı ile dolu olması olarak adlandırılır. Bu hastalarda tüp bebek öncesinde sıvı dolu olan tüplerin çıkartılması veya kapatılması uygundur.

Rahimle ilgili nedenler:
RAHİM ANOMALİLERİ: (Septum,arkuatus,Didelphis,Ünikollis ünikornis,T şeklinde uterus v.s)
ENDOMETRİOZİS: Endometriozis üreme çağındaki kadınlarda görülen bir hastalıktır. Rahimin iç tabakasını döşeyen endometrium tabakasında bulunan hücrelerin rahim dışında vücudun diğer bölgelerinde bulunmasına endometriozis denir. Endometriozisli hastaların % 30-40'ında kısırlık görülmektedir.
MYOMLAR: Miyomlar rahmin düz kas dokusundan gelişen kötü huylu olmayan urlardır. Miyomlar, en fazla 25-35 yaşları arasında görülürler. Miyomlar kadının gebe kalmasını ya da gebe kaldıktan sonra rahmin gebeliği taşımasını zorlaştırabilirler.

Daha az görülen diğer nedenler:
Yaş Faktörü
- DOĞURGANLIK NE ZAMAN AZALMAYA BAŞLAR? : Doğurganlık yaşla birlikte azalmaktadır. Yumurta kalitesi kalitesi ve sayısı yaşla birlikte düşmeye başlar. Bu azalma 35 yaşından sonra hızlanır. 35 yaş üstü kadınların üçte birinde, 40 yaş üstü kadınların üçte ikisinde kısırlık problemi vardır.
- DOĞURGANLIK NEDEN YAŞ İLERLEMESİYLE AZALIR? : Yaşın ilerlemesiyle birlikte yumurtalıklardaki yumurta sayısı ve kalitesiyle direkt olarak azalmaktadır. Kadınlar doğumda belirli sayıda yumurtaya sahipken çocukluk çağında yavaş yavaş azalarak ergenlik döneminden itibaren her ay yumurtlar ve bu azalma menopoza kadar devam eder. Kalan yumurtaların ise yaşla birlikte kalitesi azalır. Döllenmeyen ve rahim içine yerleşmeyen yumurtalar emilerek vücut tarafından uzaklaştırılır.
- DOĞURGANLIĞIN AZALDIĞI NASIL ANLAŞILIR? : Adetin belli dönemlerinde yapılan hormon testleri sayesinde doğurganlık hakkında bilgi edinebilir. Adetin 3. gününde FSH ve estradiol hormonlarının kan düzeylerinin bakılmasıyla yumurtalık rezervi değerlendirilir.
Bu hormonların düzeyleri yüksek saptanması halinde gebelik oranında azalma söz konusudur. Yumurtalık rezervini değerlendirmek için yapılan diğer bir test, klomifen sitrat  testidir. Klomifen sitrat vermeden ve verdikten sonraki FSH hormon düzeylerine bakılır, normalde klomifen sitrat FSH ve LH ı stimüle ederek kandaki FSH ve LH düzeylerini arttırır. Belli bir değer üstüne çıkan FSH düzeyleri kötü prognozu göstergesidir. Son zamanlarda granüloza hücrelerinden salgılanan AMH önem kazanmıştır. Fakat labaratuvardan labaratuvara değişiklik gösterebilir. Yani sihirli bir küre olmadığını bilmelisiniz. Benim için ise en önemlisi antral follikül sayısı (AFC) dır.
 
Cinsel İlişkilerin Hamile Kalma İhtimalinin Çok Az Olduğu Zamanlarda Yapılması
Açıklanamayan İnfertilite
Bazı infertil hastalarda bütün tetkikler normal çıkabilir. Bu çiftlerde tetkikler yumurtlama olduğunu göstermesine, fallop tüpleri açık bulunmasına ve spermiyogram normal olmasına karşın gebelik oluşmamaktadır. Bu gruba açıklanamayan infertilite grubu denir. İnfertil çiftlerin %10-15'i böyledir.

SİGARA: Yumurtalıkların östrojen salgılayan hücrelerini kötü yönde etkileyerek östrojen azalmasına neden olduğu gibi, yumurtalıkların genetik anomalilere daha yatkın olmasına sebep olabilir. Ayrıca yumurtalıkların erken yetmezlik ve rezervin tükenmesine neden olarak erken menopoza yol açar. Gebe kalan kadınlarda da sigaranın toksik etkileri söz konusu, düşük ağırlıklı bebek, erken doğum ve düşüklere sebep olabilir.

KİLO:  Doğurganlığı etkileyen diğer faktörlerden biri kadının kilosudur. Kilo artması veya azalması doğurganlığı etkiler. Kilonun 10-15 persentilin altına düşmesi hormon salgılanmasını etkileyerek yumurtlama bozuklukları ve adet düzensizliklerine neden olabilir. Atletik, profesyonel dans ve aşırı ekzersiz yapan kadınlar veya az kalorili, kötü beslenme alışkanlığı olanlar riskli grup arasında sayılır. Kilo artışı 10-15 persentilden fazla olanlar da aşırı yağ dokusundan salgılanan yüksek miktarda östrojenin doğurganlığı etkilediği ve yine bu kadınlarda serum insülin düzeyinin artması sonucu yumurtlama problemlerinin geliştiği belirtilmiştir.

CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR: Genital yol enfeksiyonları bazen tüplere kadar ilerleyerek tüplerin tıkanmasına neden olabilir.

Scroll to top